15 Şubat 2014 Cumartesi

Bir Yerde Tıkanıyor İnsan

Ufak tefek bir şey, koşuşturup duruyor ortalarda. Seviyor işini belli ki, öfleyip püflüyor tabi ama seviyor işte, anlıyorsun bir şekilde.

Saçları kıvırcık mı bilmem ama kıvırdığını biliyorum. Değilse bile kıvırıyor demeye getiriyorum, hatta ayna karşısında, alttan alttan yaptığı dokunuşlarla kabarttığına emin gibiyim. Yaşına dair en ufak bir bilgim yok. Pantolonun ona çok yakıştığı gibi bir gerçeğe kimse itiraz edemezdi.

Ufak adımlarıyla yaklaştı, mesafeli ve kontrollü bir duruş sergiliyordu önümde;

"Tamam mıyız sence" dedi.

"Sanmıyorum" dedim.

"Eksiğimiz ne kaldı ki" şeklinde uzun mont giymiş ve fötrü ile gizemli bir duruşa kavuşmuş olan o soru takip etti...

"Senin gibi birine erişebilme şansım ne olabilir ki?" dedim, neden bilmem. Bunu söylemek değildi amacım oysa, bir yerlerde tünel kazmış olmalı! Ya da iş birlikçi, işlevsiz bir beyin kıvrımımdı yardım eden kaçışına...

"Belki biraz eğilirsem..."

Cümlenin sonunu beklemesi gerektiğini bilecek kadar akıllı ve o akıl ile oldukça çekiciydi. Kısa boyunu şaka konusu yapmayacağımı biliyor gibiydi. (En azından şimdilik yapmayacağımı...)

"...seni bir ömür boyu başımın üstüne koyacağım hamleyi yapabilirim. Belki de vızır vızır araba seslerini, kıyıya vuran dalgalara benzeterek uyuduğumuz beton bir evimiz olur ve yaşlanırım orada seninle. Burnum akar belki, mendil yoktur komodinde..."


Hiç yorum yok: